Köln Camii ve Külliyesi

Muharrem Hilmi Şenalp

19.04.2013

Köln moshceeKöln'de inşaa edilmesi düşünülen merkez camii için Ekim 2005'te açılan yarışmaya özel olarak davet edilen 10 mimardan biri olarak katıldığımız proje, Mario Botta ve Bodo Rasch'la projeleriyle beraber değerlendirme dışı tutulan üç projeden biri olmuştur.


KÖLN CAMİİ MİMARİ KONSEPT
Köln'ün merkezi bir mevkîinde bulunan arsada yapılan bu kompleks yapılar grubu; global toplumun Avrupa'daki en önemli merkezlerinden olan bu şehrin, dünya kenti kimliğinin gereği olarak, farklı bir din ve kültürün ifadelendirildiği, Avrupa kültürüyle kaynaşmanın, farklılıkları koruyarak birlikte yaşama kültürünün güçlendirildiği bir misyon üstlenmelidir.

Köln mosqueTasarım ve planlamada bu yerin ve yapılar grubunun, arsanın kent içindeki yeri dolayısıyla şehircilik ve mimarîplanlama açısından, yukarıdaki misyon ve konseptle birlikte, farklı din ve kültüre mensub insanların bir arada kaynaştığı bir kent dilimi (attraction area), olması düşünülmüştür. Şehirden izole, kendi içine kapalı bir planlamadan çok; ana yaya akslarına bağlanan, arsa içinden geçen bir yaya yolu planlanarak bu düşünce keskin bir şekilde vurgulanmıştır. Ayrıca bu yaya yolunun genişleyerek meydanlaştığı "merkezî meydan" etrafında planlanan cami, kültür merkezi, kafeterya, çok masatlı salon, okul, hamam ve geleneksel Türk Çarşısı (arasta); geleneksel Türk-Müslüman şehir merkezinin modern çizgilerle, bugünkü malzeme ve teknolojik imkânlarla stilize edilerek, geleneksel ruha uygun küçük bir örneği olarak planlanmıştır. Planlamada farklı bir gelenekle, modernlik arasında estetik müştereklik nasıl sağlanır sorusunun cevabı aranmıştır.

Cami, cidarı ve kubbesiyle kâinatın sembolü olarak kabul edildiğinden, cami mimarisinin ustası Mimar Sinan, Türkiye'nin Edirne şehrinde bulunan Selimiye Camii'nde, müezzin mahfilini, kubbenin tam merkez ve izdüşümünde yaparak, camiin bütünüyle kâinatı, müezzin mahfilinin ise arşın izdüşümündeki Kabe'yi simgelediğini ifade etmiştir. Tasarımımızda bu kabule uygun bir tercih yapılmış, cami planlamasında çok önemli olan merkezî plan ve mekân birliği, daire planla sağlanarak merkezine müezzin mahfili konulmuştur. Camide lamine ahşab kirişlerle, müslümanların yönelerek ibadet ettikleri Kabe etrafındaki dönme hareketiyle beraber, Kabe merkezli oluşan hayalî daireleri vurgulayan fraktal yapıda, tabiatın geometrik anlayışını yansıtan, geleneksel kubbeli mimarî anlayışın günümüz teknolojisiyle yorumu olan bir tasarım düşünülmüştür. Ana planlamada strüktür olarak düşünülen bu konsept ile; hayatın ve gerçekliğin tamamına, yani en küçük atom altı parçacıktan, en geniş galaksi kümelerine kadar, temel yapı olarak bulunan "dönme hareketine" vurgu yapılmıştır. Türk - İslam Mimarisi'nde gerek dinî mimaride ve gerekse sivil mimaride mekânın dışından bakıldığında içinin de okunabilmesi temel kriterine uyularak, iç - dış mimari bütünlüğüne dikkat edilmiştir. Cami mekânını oluşturan tek kubbe formu, İslam Mimarisi'nde çok kullanılan, beş taksimatlı, çift merkezli pencî kemer ve kubbe formu esas alınarak tasarlanmıştır. Düşeydeki çift merkezli kemer geometrisi ile yataydaki daire hareketleri bütünleştirilerek ahşab kabuk yapı oluşturulmuştur. Aynı eksendeki çift merkezli bu kemer formu ile, İslam Mimarisi geleneğinde olduğu gibi, İslam'da hayatın dünya ve ahiret ekseninde çift merkezli oluşu düşüncesi ifadelendirilmiştir.

STRÜKTÜR
Cami Mimarisi Medine'deki ilk örneği olan İslam Peygamberi'nin Mescidi'nden itibaren, tarih içinde takib ettiği seyirde, merkezî plan fikrine ve mekân birliğine sadık kalmıştır. Bu bakımdan kubbeli yapılar, statik olarak ta, kafes kabuk (lattice shell) strüktür olarak çalışan merkezi planlı yapılardır. İslam Mimarisi'nde çok kullanılan, beş taksimatlı, çift merkezli kemer ve kubbe formu, kabuk yapıya dönüştürülerek, dönme hareketini vurgulayan fraktal formda, 16 lamine ahşab kirişle, bir kabuk konstrüksiyon oluşturulmuştur. Çok maksatlı salon ve cami son cemaat mahallinde çadır örtü sistemi kullanılmış, çok maksatlı salon strüktüründe, camide olduğu gibi ahşab lamine kiriş tercih edilmiştir.

GENEL KONSEPT
Aslî işlevi itibâriyle Müslümanlar için bir ibâdethâne - namaz kılınan mekân olan câmi, İslâm medeniyeti'nin merkezi ve kalbidir, İslam İlahiyatı'nda namaz, mü'minin miracıdır. Hızla globalleşen bir dünyâda, cihânşumûl bir tevhîd dîninin mensubları için, günümüzde bir câmi inşa edilmesi sözkonusu olduğunda, hiç şüphe yok ki öncelikle İslâm geleneği ve modernite arasındaki estetik müştereğin ne olması; sonra da bu estetik müştereğin, mü'minin mirâcı olan namazın edâ edileceği, İslâm Medeniyeti'nin merkezi ve kalbi olan câmiye ne şekilde yansıması gerektiğini tesbit etmek durumundayız.

İslâm san'atlarındaki genel anlayışa göre insan, görünenin derûnunda perdelenmiş "İlâhî İlm"i farkederek keşfedip yeni şeyler icâd eder. İslâm san'atlarında "müşahhas" olan, "mücerred" olanı anlatmak içindir. Bunun edebiyatdaki karşılığı "mecaz", "mazmun" ve "istiâre"dir. Gerçekte temâşâ edilen, kâinatın kendisi değil, ondaki ihsâslar, nakışlar, nakıştaki öz ve hakikatidir. Her bir nakış, Allah'ın âyetlerinden bir "âyet" kabul edilmiştir. Bu sebeble camilerde kullanılan nakışlar,"nakkaş-nakış, sebeb - müsebbib" münasebeti açısından tercih edilmiştir. Yani tabiat doğrudan değil, işâret ve atıfla temâşâ edilir.

 

Bu anlayış İslâm san'atlarındaki "teksîf", "terkîb", "tecrîd" şuuruyla üslûplaştırmayı (stylization) getirmiştir. Bu sebeble İslâm san'atları, tabiatta mevcûd gizli geometriyi keşfederek, eşyânın özünde ihtimamla setredilmiş saklı dünyâları ve inşalarındaki geometriyi, "tecrîd" üslûbuyla insanın idrâkine takdîm eder. Eşyâya, görünene, şahsiyet ve hüviyete, değerler üstü mânâ ve mâhiyet kazandırır. Beşerin saflaşması (ıstıfâ'sı) nasıl ismi "saflaştırılmış, seçilmiş" manâsında olan İslâm peygamberi Hz. Muhammed Mustafâ'da kemâle erdiyse, o'nun getirdiği dînin medeniyetinde de eşyâya ve san'ata, bu saflaşma (ıstıfâ) ve "tecrîd" penceresinden bakılmaktadır.

İslâm Medeniyeti'nde ve san'atlarında eşyaya bu bakış, dünya ve âhiret dengesiyle hayat ve ölüm gerçeğini doğru kavrayarak, insanlığın refahının yanında huzur ve saadetinin de fevkalade önemli olduğunun ifadesi olmuştur. İşte bu anlayış çerçevesiyle zaman içerisinde İslâm Mimarisi'nde câmi, sadece insanların değil, insana ait bütün güzelliklerin ve san'atların biraraya getirildiği, yani onları ’'câmi = cem eden'' kudsî bir mekân olmuştur.

Câmi, cidârı ve kubbesiyle "kâinât"ın sembolü kabul edilmektedir. Yeryüzündeki bütün câmiler ve mescidler "kıble"ye yönelmiştir. Kâinâtın odak noktası Kâbe, insanlığın ilk mâbedi ve kıblesidir. Kâbe, Hak'la ünsiyeti olması gereken "insan"a, yaratılışının gâye ve sırlarını hatırlatan, aslî vatanına yabancılaşmamasını telkîn eden, ilâhî bir hidâyet sembolü kabul edilir.

Namaza davet olan ezânın yüksek bir yerde okunacak olması, minâreye fevkalâde güçlü bir mimârî sembol vasfı kazandırmaktadır. Mimari tasarımlarda minareleri gözümüzle kaldırarak: "Bu binaya " Müslim, gayr-i Müslim- her insan câmi der mi?" sualinin cevabı, o binanın gerçekten iyi bir tasarım olup olmadığının da cevabıdır. Camiin minaresiz hâliyle, güzel bir kültür merkezi veya kongre salonu da olabileceği şüphesinde yapılan herhangi bir tasarımın, temsîl vasfı zayıf, teksif şuuru eksik kalacaktır.

Bu câmide, içte ve dışta aynen okunabilen net mekânlarla, üretim ve tüketimde beşerî boyutu gözden kaçırmayan, az malzeme ile sade, fakat sadelik içinde ihtişamı olan bir mekânda güleryüzlü bir teknoloji ile İslâm mimârisinin özü olan sadelik ve basit, hem zordur hem de çok kolaydır mesajı verilmeye çalışılmıştır
Projemizde İslâm Mimarisi'nde ki nisbet, ahenk ve tenâsübü temin için metrik sistem değil, İslâm Mimarisi'nde kullanılan " zirâ-i mimârî (arşın) = (75,7738 cm) " kullanılmıştır.